Hassas Konular

 

Bir Annenin Çığlığı:

“Bu Hükûmet Bu Devleti Koruyamadı”

F. Sema Barutcu ÖZÖNDER*
28 Haziran 2012


“Bu Hükûmet Bu Devleti Koruyamadı!” Bu çığlıklara karışan cümleyi 27 Haziran 2012'de Eruh’ta yurt birliğini hedef alanların katlettiği oğlunun şehadeti haberini aldığında, şehit annesinin ağzından işittik. Her birini tek başına söylediğimizde bile özel yüklemelerimizle duygusal anlamlar katmamıza elverişli bu cümlenin failini ve mefulünü bu dizilişle olumsuz yeterlikte bir hükme bağlayan, eğer tarifi imkânsız bir ıstıraba düşmüş bir şehit annesi ise, bu cümlenin ne değer ifade ettiğini belirlemek hem “bu hükûmet” hem de “bu devlet” için zaruri hâle gelmiştir.

En yakındakini işaretlemek için kullandığımız bu sözcüğünü iki kez kullanan annenin işaretlemesine uğrayanlar “hükûmet” ve “devlet” sözcükleridir. “Bu hükümet” Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlık ettiği Adalet ve Kalkınma Partisi’nin tek başına kurduğu hükûmeti kasdederken, “bu devlet” ibaresi ise, “bu millet”in artık kendisini koruyamaz hâle geldiğini görünce 23 Nisan 1920’de Millî Meclisi’ni, ardından da yurt birliği için kanını bir kez daha akıtarak 29 Ekim 1923’te bir önceki devletinin üstüne yeniden kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kastediyor. Her ikisi de bu işaret sözcüğü ile dışarıda tutulmuş.
Annenin belirli geçmiş zamana yerleştirdiği koruyama- eyleminin faili “bu hükûmet”, koruyamadığı şey “bu devlet”tir. Annenin zihin haritasında “hükûmet” “bu devleti” korumakla görevlendirilmiştir. “Şehit oğul”un “bu devlet”e yerleştirildiği tartışmasızdır.

Şehit annesinin “devlet” sözcüğünü zihninde nasıl böyle haritaladığını ve bu haritalamayı ne ile derinleştirebildiğini anlayabilmek ancak onun devletli millet oluşunun tarihsel derinliğini ve bütünlüğünü kavrayabilmekle mümkündür.

Bu cümle, bizzat kendisini kurallaştırıp kurumlaştırarak kendisine korunak olarak kıldığı “devlet”ini, bu kurduğu kural ve kurumların yalnızca sevk ve idaresi için görevlendirdiklerinin yetersiz kaldığına dair “bu millet” inancının keskin ve acı ifadesidir. Bu çığlık yalnızca oğlunu kaybeden bir annenin çığlığı değil, oğlu gördüğü “devleti”ni de kaybettiğini haykıran bir annenin cümlesidir.
 
Devletli millet oluşunu genetik kodlarına binlerce yıldır işleyerek “devlet” dediğiyle özleşen Türk milletinin “devlet”ten ne anladığını idrak etmemenin sonuçlarına katlanacak olanların, şehit annesinin devletini korumakla görevlendirdiği hükûmetle sınırlı kalacağını sanmak, iyimser bir düşünce olmaktan öteye geçemeyecektir.

Hükûmetimizi annelerin yalnızca şehit olan oğulları için ağlamadıklarını artık anlamaya ve Türk milletinin kendi oğullarının kanı üzerine kurduğu “devleti”ni korumaya davet etmeyi görev biliyoruz.     

Prof.Dr. F. Sema Barutcu ÖZÖNDER
KÖKSAV Başkanı

28/6/2012

 

 

*F. Sema Barutcu ÖZÖNDER, Prof.Dr., KÖKSAV Başkanı

 

KÖKSAV E-Bülteni, KÖK Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Vakfı (KÖKSAV) tarafından çıkarılmaktadır. KÖKSAV bağımsız ve bağlantısız, günlük siyasî konumu olmayan bir kurumdur; merkezine Türkiye ve Türk dünyasını alarak araştırmalarını ulusal ve uluslar arası sosyal, siyasî ve stratejik konulara yoğunlaştırır, araştırma ve incelemeler yapar. Dolayısıyla, bu yayında ifade edilen bütün görüşler, değerlendirmeler ve varılan sonuçlar yalnızca yazarlarına aittir.

© 2012, KÖK Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Vakfı. Bütün hakları saklıdır.



Copyright © 2012 KÖK Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Vakfı