Eylül-Ekim-Kasım

2008


Haberler


KÖK Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Vakfı tarafından "Türk Tekstil Sanayii: Sorunlar, Bakışlar ve Yaklaşımlar" konu başlıklı toplantı 18 Ekim 2008 tarihinde, Bursa'da gerçekleştirildi.



Vecihi Acun

27 Kasım 2008



KÖK Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Vakfı tarafından "Türk Tekstil Sanayii: Sorunlar, Bakışlar, Yaklaşımlar " konu başlıklı toplantı 18 Ekim 2008 tarihinde Bursa'da, Tayyare Kültür Merkezi, Büyük Salonda gerçekleştirildi. Toplantının Bursa'da düzenlenme amacı, Türk tekstil sanayiinin içinde bulunduğu darboğazı, Osmanlıdan Cumhuriyete Türk tekstilciğinin merkezinde sektörün temsilcileri ve alanın akademisyenleri ile bir kez daha değerlendirmekti.

181008_KÖKSAV Toplantı İstiklal Marşının ardından KÖKSAV Başkanı Prof.Dr. F. Sema Barutcu ÖZÖNDER'in açış konuşmasıyla başladı. KÖKSAV Başkanı Prof.Dr. ÖZÖNDER, konuşmasında Tekstil sanayiinin meseleleri yanında, Türkiye ve dünya gündemini işgal eden konulara da dikkat çekti. 181008_KÖKSAV Bursa Tekstil Sanayii Toplantısı

Dr. Gürol KORKMAZ'ın başkanlık ettiği toplantının ilk oturumunun konuşmacıları Türk tekstil sektörünün önde gelen temsilcileri Hey Grup Yönetim Kurulu Başkanı Aynur Bektaş, Elyaf Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Sami Bilge ve Özdilek A.Ş.'nin Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Özdilek idi. Toplantının ikinci oturumun başkanlığını ise Uludağ Üniversitesi Tekstil Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof.Dr. Şükriye Ülkü yaptı. Bu oturumda aynı bölümden Doç.Dr. Esra KARACA sektöre akademik bakışı dile getirdi.

181008_KÖKSAV Bursa Tekstil Sanayii Toplantısı . 181008_Bursa

Aynı zamanda Bursa Sanayi Odası Başkan Yardımcısı da olan Elyaf Tekstil'in Yönetim Kurulu Başkanı Sami Bilge, ülkemizin ve tekstil sanayiimizin zor günler yaşamakta olduğu bir dönemde, böyle bir toplantıyı düzenledikleri için KÖKSAV Yöneticilerine teşekkür etti. Bilge sözlerini özetle şöyle sürdürdü: " Günümüzde  ülkelerin gücünü tanımlayan en önemli ölçüt ekonomik sağlamlıklarıdır. Bunun yolu ise, yatırım-üretim-istihdam ve ihracattan geçer. Öyleyse, ihracatımızdan çok daha fazla ithalat yapıyor olmamız, çocuklarımızın geleceğini çalmak demektir. Buna karşı önlem alınması gerekirken, düşük kur-yüksek faiz politikalarıyla, ithalat-ihracat açığımız sürekli artmaktadır.
Türkiyede tekstil ve hazır giyim sektörünün GSMH içinde payı yüzde 7.8, sanayi üretimi içinde payı yüzde 20 dolayındadır. Ancak, Çin ve Hindistan gibi ülkelerin ucuz üretim ve geniş ihracat atakları yüzünden,   sektör son yıllarda hızla küçülmektedir. Zira, Bursa tekstil sanayiimiz en pahalı arsa, en pahalşı enerji, ağır bürokrasi, ağır vergiler sebebiyle yüksek maliyet sıkıntısı yaşamakta ve rekabet gücünü kaybetmektedir.
Oysa, rakip ülkeler sektör işletmelerine geniş teşvik imkanları sunmaktadırlar. Türk tekstil ve hazırgiyim sanayiciler, hükümetten ayrıcalıklar beklememektedir. Sadece, rakiplerimize tanınmış olan imkanların bizlere sağlanmasını istiyoruz. Rakiplerimiz yatırımcı ve işletmecilerine motor takmışken, bizim ayağımıza gülle bağlanmakta, ve koş koşabilirsen denilmektedir.
Avrupa tekstil ve hazır giyim sanayii Türkiye’ye kayarken, moda-tasarım bölümü Avrupada kaldı, emek yoğun imalat bölümleri Türkiye’ye aktarıldı. Sektörün sanayi üretimizdeki ağırlığı yüzde 20 dolayında olduğundan, ekonomik krizlerde, istihdam başta olmak üzere her bakımdan, çok etkileniyoruz.
Dünyada tekstil  üretimi 200 milyar dolar, hazır giyim 300 milyar dolar dolaylarındadır. Dünya sıralamalarında tekstilimiz 13., hazır giyim sanayiimiz 6., pamuk üretimimiz 6. sıradadır. Avrupa’nın 2. tedarikcisi konumundayız.
Sektör yüksek istihdam imkanları sağlamaktadır. Dolayısıyla, Türkiye tekstil ve hazır giyim sanayiini gözden çıkartamaz. 
Sorunların engellenmesi ve aşılması için, özel sektör ve Devlet işbirliğ şarttır. Devletten istediğimiz, üzerimizdeki yüklerin azaltılması ve rakiplerimizin çalıştığı şartların bize sağlanmasıdır. Düşük kur-yüksek faiz politikalarından ve ithalata dayalı ihracat yapısından vaz geçilmeli, gerçekçi kur uygulanmalıdır. Bu takdirde, Türk tekstil ve hazır giyim sanayii, moda yaratacak, üretimi artıracak, ve rekabet edebilecektir. Türk yatırımcı, üretici ve çalışanlarında, bu azim ve yetenek vardır."
 

181008_SBilge

 


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

181008_H Özdilek
 
İlk oturumun ikinci konuşmasını Özdilek A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Özdilek yaptı. "Türk tekstil Sanayiinde Markalaşmanın Önemi" başlığını taşıyan konuşmasında, Özdilek şunları ifade etti: " Sektörümüzde, iplik üreticisi, dokumacı, boyamacı, hazır giyim üreticisi, ve hepsini yapabilen “entegre” tesis yatırımcıları bulunmaktadır. Dünya tekstil üretimi merkezi Doğuya kaymaktadır. Bu durumdan öncelikle iplikçilerimiz, daha sonra bütün sektör etkilenmişdir. Bu zor duruma karşı ayakta durabilmek için, kurumlaşma-markalaşma yolunda çaba göstermeliydik. Kısmen markalaşan üreticilerimiz, iç piyasaya mal vermeyerek ihmal ettiklerinden, kriz dönemlerinde iç piyasadan destek bulamadılar. Dil öğrenemediğimiz için dış piyasalara yeterince açılamadık. Enflasyon-devaluasyon dengesi kurulamadığında, mali yüklerimiz arttı. Rakiplerimiz ise, devaluasyon ve destek teşvikleriyle ihracatçılarını destekliyorlar."

Oturum son konuşmacısı TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı ve Hey Grup İcra Kurulu Başkanı Aynur Bektaş idi. Bektaş konuşmasında sektörün durumunu şu sözlerle gözler önüne serdi:

"Sektörün problemleri büyük. Bütün sektör sorunlu. Bizim talihsizliğimiz, çok sayıda küçük-orta ölçekli KOBİ’lerden oluşuyor olmamızdır.
Sektör geniş istihdam imkânları sağlamaktadır. Maliyetlerimizi düşürün. Biz, Türkiye için önmeli, hassas bir topluluğuz. Bize hassasiyet gösterin. Biz sadece gerçekçi kur istiyoruz, yüksek kur değil. Son günlerde kur çok yükselince de mutlu olamadım, zira hepimiz aynı teknedeyiz.
Türk tekstil sektörü çökerse, giden sadece 20 milyar dolar olmaz, bağlı pekçok işkolu da gider. Hatta bizimle çalışan Avrupa tekstilcileri de çöker. Bugün geldiğimiz noktada, bize orta-uzun vadede destek yaramaz, bize bir can simidi lazım.
Tekstilimiz Dünya sektörüne yüzde 7 katılım sağlıyor, diğer iş kollarımız -mesela otomotiv- bu ağırlıkta değildir. Mesela, benim şirketlerim, istihdamda ilk 20 içinde, ihracatta 91. sırada, parasal büyüklükte 391. sıradadır. Avrupa, nüfusu genç olmadığından, bu sektörden çıktı. Oysa, ürkiyede her yıl 700 bin gence iş imkanı sağlamamız gerekmektedir.
Bize doğuya yatırım yapın deniliyor, ama logistik desteği verilmiyor, vergi indirimi yok; Doğu’da da aynı asgari ücreti ve vergileri ödüyoruz. Ayrıca, merdiven altı denilen kayıt dışı üretim önlenmelidir; sektörde çalışan 2.5 milyan çalışandan, 800 bini kayıtlıdır. Büyük kuruluşlar bütün vecibelerini yerine getirirken, kayıt dışı üreticiler fatura vermeyerek, vergi kaçırarak, küçük işçi çalıştırarak, kaliteyi düşürerek sektöre ve ekonomiye büyük zaralar vermektedirler. Küçük kuruluşların yüzde 20 kadarı kayıtlıdır; İstihdan vergileri ve yükümlülükleri çok yüksek; normale çekilmezse kayıt altına girmek zor. Oysa 5084 sayılı (yatırımların ve istihdamın teşviki ile ilgili) kanun uygulansaydı, büyük kısmı kayıt altına girecekti.
Politikada sektörü destekleyecek kimsemiz yok, yakınımız yok. Düzenlemelerin yapılmasını ve bizim de görüşlerimizin alınmasını isterdik. Aslında, bugün Türkiye sektörde bir markadır; 7.8 milyar dolar ihracatı vardır. Ancak, fasonculuktan kurtulmamız gerekiyor. Tasarımcılığa ağırlık vermemiz gerekiyor.
Bugünki zor durumdan kurtulabilmemiz için, finans sektörünün güçlü durabilmesi gerekiyor; Türkiye'ye birşey olmaz dememeliyiz.
Küçük girişimciler, sanayiciler, bir araya gelin; birlikten güç doğar. Rakipleriniz Türkiye'de değil. Kabuğunuza çekilmeyin, korkmayın. Zira, önümüzde duran en büyük tehlike, budur."

 

181008_ABektaş

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

181008_Şükriye Ülkü
181008_KÖKSAV Bursa Tekstil Sanayii Toplantısı
181008_Doç.Dr. Esra Karaca

Uludağ Üniversitesi Tekstil Mühendisliği Bölümü Başkanı, Prof.Dr. Şükriye Ülkü’nün yönettiği ikinci oturumda, Uludağ Ünivesitesi MMF Tekstil Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç.Dr. Esra Karaca, “Bursa’da İpek Böcekçiliği ve İpek Üretiminde Mevcut Durum” konulu bildirisinde, "kozadan mamul maddeye kadar olan süreçte 17 misli katma değer yaratan ipekböcekçiliğinin çok az bir destekle sağlayacağı istihdam, döviz geliri, sosyal çözümler ve kültür ve tarih zenginliği herkesin kabul edeceği değerlerdir. Bu özelliklerin biri bile ipekböcekçiliğimizin yaşatılması için yeterli öneme sahiptir" diyerek can çekişen Türk ipekböcekçiliğinin diriltilebilmesi ve sorunları için dikkate alınması gerekli çözüm önerileri getirmiştir.

 

 

Copyright © 2008 KÖK Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Vakfı