KÖK Araştırmalar

 

Uluslar Arası Hukuk ve

Irak Savaşı’nın Meşruiyeti

Mehmet Akif Okur

 

 


Giriş

ABD ve İngiltere’nin başını çektiği “koalisyon”un Irak’ı işgal etmesiyle birlikte başlayan uluslar arası hukuka ilişkin tartışmalar, işgalin gerçekleşmesinin üzerinden uzun bir zaman geçmiş olmasına rağmen devam etmektedir. Dünyanın dört bir yanından uluslar arası hukuk uzmanları, gerek savaş başlamadan önce gerekse işgalin ardından Irak Savaşı’nın hukukî gerekçelerinin geçersiz olduğuna dair görüş bildirmişlerdir.

Örneğin, The International Commission of Jurists saldırının “saldırı savaşı”na varan bir şekilde Irak’ın hukuk dışı işgali olduğunu ilan etmiştir (International Commission of Jurists: 2003). İngiltere ve Fransa’dan 16 kıdemli uluslar arası hukuk hocası, savaşın başlamasının ardından bir bildiri yayınlamışlardır. Bildiride “…Uluslar arası hukuk çerçevesinde Irak’a karşı askerî güç kullanımının meşruiyeti yoktur... Hukuka uygun bir şekilde Irak’a karşı askerî operasyon yapılabilmesi için Güvenlik Konseyi’nin açık bir onayı gerekmektedir. Bu henüz sağlanmamıştır. Güvenlik Konseyi’nin gerekli yetkilendirmesi olmaksızın Irak’a karşı askerî bir eylemde bulunmak uluslar arası hukuk düzeninin ciddi şekilde altını oyacaktır.” denilmektedir.1

Benzer bir şekilde Kanadalı hukuk profesörlerinden oluşan seçkin bir grup da ABD saldırısının “uluslar arası hukukun çok ciddi ihlali anlamına geleceğini ve II. Dünya Savaşı’nın sona ermesinden bu yana var olan uluslar arası hukuk düzeninin bütünlüğüne ciddi bir tehdit oluşturacağını” söylemişlerdir (Sydney Morning Herald: 2003). BM Genel Sekreteri Kofi Annan da ABD ve diğerlerinin Konseyin dışına çıkarak askerî faaliyette bulunmalarının BM Andlaşması’na aykırı olduğunu ifade etmiştir (CNN 2003).
Uluslar arası hukukun BM Sistemi’nin kuruluşunda öncü rolü oynayan ülkeler tarafından ihlâl edilmesinin doğurduğu sonuçların gelecekte de uluslar arası politika üzerinde önemli etkileri olacağı görülmektedir. Bu yüzden Irak Savaşı’nın meşruiyetinin uluslar arası hukuk açısından değerlendirilmesi önem kazanmaktadır. Bu çalışmada, öncelikle uluslar arası hukuk çerçevesinde kuvvet kullanımı incelenecek, daha sonra ABD liderliğindeki koalisyonun savaş sebebi olarak gösterdikleri gerekçelerin tahliline geçilecektir.

I. Uluslar Arası Hukukta Kuvvet Kullanımı

Uluslar arası hukuk alanında kuvvet kullanımının yasaklanmasına ilişkin ilk önemli adımlar 20. yüzyılda atılmıştır. Bunlar arasında 1920’de imzalanan Milletler Cemiyeti Andlaşması ile Almanya, İngiltere, İtalya, Fransa ve Belçika arasında imzalanan 1925 tarihli Ren Andlaşması’nı saymak mümkündür. 27.08.1928 tarihinde imzalanan Briand-Kellog Andlaşması ile de uluslar arası ilişkilerde kuvvet kullanımının önemli ölçüde sınırlandığını görmekteyiz (Keskin 1998: 17).

Ancak uluslar arası ilişkilerde kuvvet kullanımının sınırlanması yönündeki en önemli ilerleme Birleşmiş Milletler Andlaşması’yla sağlanmıştır. Birleşmiş Milletler Andlaşması’nın 2. maddesinin 3 ve 4. fıkraları şöyledir:

“2/3. Tüm üyeler, uluslar arası nitelikteki uyuşmazlıklarını, uluslar arası barış ve güvenliği ve adaleti tehlikeye düşürmeyecek biçimde, barışçı yollarla çözerler.”
“2/4. Tüm üyeler, uluslar arası ilişkilerinde gerek herhangi bir başka devletin toprak bütünlüğüne ya da siyasal bağımsızlığına karşı, gerekse de Birleşmiş Milletler’in amaçları ile bağdaşmayacak herhangi bir biçimde kuvvet kullanma tehdidine ya da kuvvet kullanılmasına başvurmaktan kaçınırlar.”2

Bu maddelerden de anlaşılacağı üzere, BM Andlaşması ile devletler, uluslar arası ilişkilerinde kuvvet kullanımına başvurmayacaklarını taahhüt etmektedirler.

Bu noktada uluslar arası hukuk açısından kuvvet kullanımının ne anlama geldiğinin üzerinde durulmasında yarar bulunmaktadır. Uluslar arası hukukta “kuvvet kullanma” ifadesiyle geniş anlamda savaş da dahil olmak üzere bütün silahlı zorlama yolları anlaşılmaktadır (Bozkurt 1996: 5-6). Bu çerçeveden bakıldığında bir devletin diğer devlet ya da devletlere karşı doğrudan doğruya düzenli askerî birlikleri aracılığıyla yahut desteklediği ve yardımda bulunduğu silahlı gruplar ya da gönüllü birlikler gibi gayrı nizamî güçler aracılığıyla kuvvet kullanması veya kuvvet kullanma tehdidinde bulunması, BM Andlaşması’nın 2/4 maddesinde ifadesini bulan yasak kapsamına girmektedir. Düzenli askerî birliklerin yanı sıra gayrı nizami güçler aracılığıyla gerçekleştirilen faaliyetlerin yasak kapsamına girdiği hususu, hem Uluslar arası Adalet Divanı’nın 27.06.1986 tarihli Nikaragua’da Askerî ve Yarı-Askerî Faaliyetler Davası’ndaki kararı, hem de BM Genel Kurulunun 2625 sayılı Dostça İlişkiler Bildirisi’nde açık bir şekilde görülebilmektedir (Gündüz 2000: 58 vd., Pazarcı 2000: 111-115).

BM Andlaşması’na bakıldığında kuvvet kullanma yasağının istisnalarının bulunduğu görülmektedir. Bu istisnalar şunlardır:
1. Meşru Müdafaa
2. BM Güvenlik Konseyi Kararıyla Kuvvet Kullanma
3. BM Güvenlik Konseyi’nin faaliyete başlamasına kadar geçecek sürede beş daimi üyenin kuvvet kullanması
4. İkinci Dünya Savaşı’ndaki düşman devletlere karşı kuvvet kullanılması

Bunlardan son ikisine hiç başvurulmadığı gibi, artık günümüz açısından da bir anlam ifade etmemektedirler. Bu durumda uluslar arası hukuk açısından meşru sayılabilecek şekilde kuvvet kullanımının iki yolu bulunmaktadır: Meşru müdafaa ve BM Güvenlik Konseyi kararıyla kuvvet kullanılması (Döner 2003: parag. 8-9).

 

1) The Guardian, 7 Mart 2003, “War would be illegal”, http://www.guardian.co.uk/Iraq /Story/0,2763,909314,00.html Bu bildirinin altında şu isimlerin imzaları bulunmaktadır: Professor Vaughan Lowe. Chichele Professor of International Law, University of Oxford; Professor James Crawford, Whewell Professor of International Law, University of Cambridge; Professor Christine Chinkin and Dr. Gerry Simpson of the London School of Economics, Dr. Matthew Craven, SOAS- University of London; Professor Philippe Sands, Professor of International Law, University College London, and Professor Pierre-Marie Dupuy, Professor of International Law, University of Paris.

2) BM Andlaşması’na yapılan atıflar için bkz. http://www.un.org/aboutun/charter/

 

 

Devamı için bkz. KÖK Araştırmalar, KÖK Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Dergisi, Cilt X, Sayı 2 (Güz 2008), ss. 9-27.

 

Mehmet Akif OKUR, Dr., Gazi Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesidir.

 

 

KÖK Araştırmalar , KÖK Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Vakfı (KÖKSAV) süreli yayınıdır. KÖKSAV bağımsız ve bağlantısız, günlük siyasî konumu olmayan bir kurumdur; merkezine Türkiye ve Türk dünyasını alarak araştırmalarını ulusal ve uluslar arası sosyal, siyasî ve stratejik konulara yoğunlaştırır, araştırma ve incelemeler yapar. Dolayısıyla, bu yayında ifade edilen bütün görüşler, değerlendirmeler ve varılan sonuçlar yalnızca yazar/yazarlarına aittir.

© 2009, KÖK Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Vakfı. Bütün hakları saklıdır.



Copyright © 2009 KÖK Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Vakfı